Bentlerin arasında bir yara arayan su gibi,
Çekingen çıkıyor
Açılıyor sonra giderek çoğalıyor
Böyle, aynı biçimde, aynı arzularla
Her duvarı yıkayarak gidiyorum
Seni benim taşkınlığımdan ayıran
Ve akarak sana geliyorum su gibi:
Başlangıçta damla damla düzensiz
Açık bir noktada ışığın habercisi
Benim hidratlı kolum son'u yarıp geçtiğinde
Mavi, son kapısı başdönmesinin
Yol alıp çıkıyorum her zaman senin ardından
Her zaman senin ardından, beni durdurmadıkça
Her zaman senin ardından, seni örtene kadar.
Antionio Lopezl
İnsan yansıtılan dünya içerisinde kendine özgü dünyasını yaratıp o dünyayı kendine özgü kılmakla gerçek benliğine kavuşur
8 Şubat 2012 Çarşamba
Adlandırmak Ölümdür
Anlatıyor her şey
Her şey, her şey ay gözleyen babil'le başladı.
Adlar onu izledi.
Adlandırınca, her şey sıkıcı oldu.
Sessizlik bozuldu.
Büyük sessizlik.
Diyorsun tarihte hayvan adlarına hiç rastlanmaz.
Çiçek adlarıyla seslere de... Sesler ki... Her şeydir.
Unutmam her şey dünyanın bir ucundan tutuyordu.
Baktım zaman adını alınca tanınmaz oldu.
Adını bir türlü usunda tutamıyordu bir kuş.
Sıra dağlara geldiğinde, adlarını bilmiyordu hiçbiri.
Ne güzel.
Adlandırmak ölümdür!
Nerden baksak kendini anlatıyor her şey.
Fatih, kısa boyluydu.
Bir firavuninciri yetiştiricisiydi amos.
Farabi, esmerdi.
Ah, hiç tanışmamalıydık adlarla.
Adlarla gördüğümüz dünya, dünya değildir.
Bu yüzden yeryüzünü görmeden göçüp gidiyoruz.
Ağırlığı olmayan yoktur.
Buradan başlamalıydık.
Çılgın zaman dışarıda kaldı.
Bölündük.
Artık ne yazarsak ölümü yazarız, ölümü ve zamanı.
Neden bilmem ölümü artık dikey okuyorum.
Siz de deneyin.
Değer bu.
Burada kesiyorum.
Duydum bir ot konuşuyor kendince.
Hem kuşların doğum gününde olacağım.
Gece beni bekliyor.
Yolu biliyoruz.
/ İlhan Berk
Her şey, her şey ay gözleyen babil'le başladı.
Adlar onu izledi.
Adlandırınca, her şey sıkıcı oldu.
Sessizlik bozuldu.
Büyük sessizlik.
Diyorsun tarihte hayvan adlarına hiç rastlanmaz.
Çiçek adlarıyla seslere de... Sesler ki... Her şeydir.
Unutmam her şey dünyanın bir ucundan tutuyordu.
Baktım zaman adını alınca tanınmaz oldu.
Adını bir türlü usunda tutamıyordu bir kuş.
Sıra dağlara geldiğinde, adlarını bilmiyordu hiçbiri.
Ne güzel.
Adlandırmak ölümdür!
Nerden baksak kendini anlatıyor her şey.
Fatih, kısa boyluydu.
Bir firavuninciri yetiştiricisiydi amos.
Farabi, esmerdi.
Ah, hiç tanışmamalıydık adlarla.
Adlarla gördüğümüz dünya, dünya değildir.
Bu yüzden yeryüzünü görmeden göçüp gidiyoruz.
Ağırlığı olmayan yoktur.
Buradan başlamalıydık.
Çılgın zaman dışarıda kaldı.
Bölündük.
Artık ne yazarsak ölümü yazarız, ölümü ve zamanı.
Neden bilmem ölümü artık dikey okuyorum.
Siz de deneyin.
Değer bu.
Burada kesiyorum.
Duydum bir ot konuşuyor kendince.
Hem kuşların doğum gününde olacağım.
Gece beni bekliyor.
Yolu biliyoruz.
/ İlhan Berk
5 Şubat 2012 Pazar
MİLONGA..
Ilık süt gibiydin
Sen , uf uff..
Benim ağzımda bir zehir vardı ,
Beni bu dünyaya ağzımda ,
Hoh ,
Bu zehirle bıraktığında
Ben senin kötü olduğunu ,
Senin kötü olduğunu
Anlamamak için ,
Çok çalıştım..
Benim seninle ilgili
Bildim her şey bir
Yalandı. Buna çalıştım..
Tersinden bir adaletsizliği
Anlamam gerekti benim ,
Ve ben
Hoh ,
Ben bunun için bir Afrikalı gibi çalıştım..
Ilık süt gibi ,
Ilık süt gibi olduğun ,
Hooohhh ,
Benim uydurmamdı..
BİRHAN KESKİN
Sen , uf uff..
Benim ağzımda bir zehir vardı ,
Beni bu dünyaya ağzımda ,
Hoh ,
Bu zehirle bıraktığında
Ben senin kötü olduğunu ,
Senin kötü olduğunu
Anlamamak için ,
Çok çalıştım..
Benim seninle ilgili
Bildim her şey bir
Yalandı. Buna çalıştım..
Tersinden bir adaletsizliği
Anlamam gerekti benim ,
Ve ben
Hoh ,
Ben bunun için bir Afrikalı gibi çalıştım..
Ilık süt gibi ,
Ilık süt gibi olduğun ,
Hooohhh ,
Benim uydurmamdı..
BİRHAN KESKİN
Slavoj Zizek’in Nietzsche’nin “insan hiçbir şey istememektense, hiçliğin kendisini ister,” sözünden hareketle verdiği Diet-Cola ve kafeinsiz kahve örnekleri insanın hiçlik istencini, olmayana duyduğu arzuyu gayet net şekilde deşifre eder niteliktedir.
İçi boşaltılmış, varlık sebebinden arındırılmış ürünler sağlıklı yaşama giden yolu asfaltlama çalışmalarında kullanılmaktadır. Lâkin akılda tutulmalıdır ki ister şekerli, ister şekersiz olsun, kola son derece zararlı bir üründür ve sadece şekerden ve kafeinden arındırlmış olması onun sağlıklı bir içecek olduğu manasını taşımaz. Tüm bunların ölümsüzlük konusuyla ilgisi ise şudur , Ölümsüzlük bir ölümlü için olmayan bir şeydir. Ölümsüzlük ölümden arındırılmış yaşamdır. Gelinen noktada kapitalizm insanlara ölümsüz yaşam vaad etmektedir. Matematiksel adı sonsuzluk olan ölümsüzlük ölümlülüğün bittiği yerde, yani ölünen noktada başlar.
Zamandan ve uzamdan bağımsız bir varoluşsal durum olan ölümsüzlük felsefe tarihi boyunca ölümlü insan bilincinin tamamen dışında konumlanmış bir kendinde-şey olarak düşünülmüştür. Oysa biz biliyoruz ki aslında ölümsüzlük insanı çevreleyen değil, bilakis insanın çevrelediği bir boşluktur.
Şu anda ölümsüzlüğü düşünmekte olduğumuza ve/fakat bu söylediklerimizin doğruluğunu kanıtlayacak hiçbir dayanağımız olmadığına göre demek ki ölümsüzlüğün düşüncemizin kendisini sürdürebilmek için kendi içinde yarattığı bir boşluk olduğunu teslim etmeliyiz. Boşluklar olmayan varlıkların yokluğunu doldurduğuna göre diyebiliriz ki düşünmek ölüme ara vermek, yaşamda boşluklar yaratmaktır. Ölümlü ne demektir? Bir gün ölecek olan, yani ölümden kurtulmuş olmayan. Peki ölümsüz ne demektir? Artık ölmesi mümkün olmayan, zira hâlihazırda ölmüş olan, bu vesileyle de işte ölümden arınmış olan.
İçi boşaltılmış, varlık sebebinden arındırılmış ürünler sağlıklı yaşama giden yolu asfaltlama çalışmalarında kullanılmaktadır. Lâkin akılda tutulmalıdır ki ister şekerli, ister şekersiz olsun, kola son derece zararlı bir üründür ve sadece şekerden ve kafeinden arındırlmış olması onun sağlıklı bir içecek olduğu manasını taşımaz. Tüm bunların ölümsüzlük konusuyla ilgisi ise şudur , Ölümsüzlük bir ölümlü için olmayan bir şeydir. Ölümsüzlük ölümden arındırılmış yaşamdır. Gelinen noktada kapitalizm insanlara ölümsüz yaşam vaad etmektedir. Matematiksel adı sonsuzluk olan ölümsüzlük ölümlülüğün bittiği yerde, yani ölünen noktada başlar.
Zamandan ve uzamdan bağımsız bir varoluşsal durum olan ölümsüzlük felsefe tarihi boyunca ölümlü insan bilincinin tamamen dışında konumlanmış bir kendinde-şey olarak düşünülmüştür. Oysa biz biliyoruz ki aslında ölümsüzlük insanı çevreleyen değil, bilakis insanın çevrelediği bir boşluktur.
Şu anda ölümsüzlüğü düşünmekte olduğumuza ve/fakat bu söylediklerimizin doğruluğunu kanıtlayacak hiçbir dayanağımız olmadığına göre demek ki ölümsüzlüğün düşüncemizin kendisini sürdürebilmek için kendi içinde yarattığı bir boşluk olduğunu teslim etmeliyiz. Boşluklar olmayan varlıkların yokluğunu doldurduğuna göre diyebiliriz ki düşünmek ölüme ara vermek, yaşamda boşluklar yaratmaktır. Ölümlü ne demektir? Bir gün ölecek olan, yani ölümden kurtulmuş olmayan. Peki ölümsüz ne demektir? Artık ölmesi mümkün olmayan, zira hâlihazırda ölmüş olan, bu vesileyle de işte ölümden arınmış olan.
Anlam , Bilgi , Hakikat
Anlam , Bilgi , Hakikat
Düşüncenin otomatik olmaktan çıkıp düzensiz bir biçimde dıştan gelmeye başlaması, öznenin alışılagelmiş düşünce ve his kalıplarının ötesine geçmeye başladığının göstergesidir. Yazan özne böylelikle bilinmeyene yelken açan bir gemiye dönüşür. Yolculuk son derece tehlikelidir, zira bilinenin terk edilip bilinmeyenin girdaplarında boğulma tehlikesi arz eden bir durumla karşı karşıya kalmak gerekliliği söz konusudur yolculuk süresince. Geri dönüşü olmayan bir yolculuk olabilir bu. Ne var ki bu yolculuğun amacı zaten geriye dönüşü değil, bilakis henüz olmayan yeni bir durumun yaratılmasını amaçlar. Şimdiki zaman ve şimdiki mekân geride bırakılıp yeni bir zaman ve mekân yaratabilmek için, yani statükonun ötesine geçebilmek için kişinin hiçliğin girdaplarında kaybolma riskini göze alabilmesi gerekir. Kişi bilmelidir ki eğer yeni bir oluşuma gidilmesi başarısızlıkla sonuçlanırsa geriye dönecek bir yer olmayacak, zira yeni bir oluşuma gidilmesi kararının alınması demek dönülecek yerin, yani şu an içinde bulunulan zamanın artık şimdiki zaman değil, geçmiş zaman olmuş olması olacaktır. Ve işte böylelikle de geriye dönüşü imkânsız bir yer olarak tarihin sayfalarındaki yerini almış olacaktır geride bırakılan. Ancak bu yer geride bırakıldığı anda içinde bulunulabilecek yeni bir yer yoktur. İçinde bulunulabilecek yeni bir yer, yeni bir durum ancak yoktan var edilebilir. Tabii unutulmamalıdır ki burada yok derken geride bırakılan yerin ve zamanın şimdiki zamanda, yerde ve durumda yarattığı boşluktan söz ediyorum. Geride bırakılanın şimdiki zamanda yarattığı boşluk yokluğun varlığı anlamında kullanılmıştır burada. Yani geçmişin şimdideki yokluğu şimdide bir boşluk yaratmıştır ve yeni bir şey yaratmak için öznenin elinde olan tek şey öznenin kendi içinde bulduğu bu boşluktur.
Maksimal ve Minimal Yazılar/alını
Düşüncenin otomatik olmaktan çıkıp düzensiz bir biçimde dıştan gelmeye başlaması, öznenin alışılagelmiş düşünce ve his kalıplarının ötesine geçmeye başladığının göstergesidir. Yazan özne böylelikle bilinmeyene yelken açan bir gemiye dönüşür. Yolculuk son derece tehlikelidir, zira bilinenin terk edilip bilinmeyenin girdaplarında boğulma tehlikesi arz eden bir durumla karşı karşıya kalmak gerekliliği söz konusudur yolculuk süresince. Geri dönüşü olmayan bir yolculuk olabilir bu. Ne var ki bu yolculuğun amacı zaten geriye dönüşü değil, bilakis henüz olmayan yeni bir durumun yaratılmasını amaçlar. Şimdiki zaman ve şimdiki mekân geride bırakılıp yeni bir zaman ve mekân yaratabilmek için, yani statükonun ötesine geçebilmek için kişinin hiçliğin girdaplarında kaybolma riskini göze alabilmesi gerekir. Kişi bilmelidir ki eğer yeni bir oluşuma gidilmesi başarısızlıkla sonuçlanırsa geriye dönecek bir yer olmayacak, zira yeni bir oluşuma gidilmesi kararının alınması demek dönülecek yerin, yani şu an içinde bulunulan zamanın artık şimdiki zaman değil, geçmiş zaman olmuş olması olacaktır. Ve işte böylelikle de geriye dönüşü imkânsız bir yer olarak tarihin sayfalarındaki yerini almış olacaktır geride bırakılan. Ancak bu yer geride bırakıldığı anda içinde bulunulabilecek yeni bir yer yoktur. İçinde bulunulabilecek yeni bir yer, yeni bir durum ancak yoktan var edilebilir. Tabii unutulmamalıdır ki burada yok derken geride bırakılan yerin ve zamanın şimdiki zamanda, yerde ve durumda yarattığı boşluktan söz ediyorum. Geride bırakılanın şimdiki zamanda yarattığı boşluk yokluğun varlığı anlamında kullanılmıştır burada. Yani geçmişin şimdideki yokluğu şimdide bir boşluk yaratmıştır ve yeni bir şey yaratmak için öznenin elinde olan tek şey öznenin kendi içinde bulduğu bu boşluktur.
Maksimal ve Minimal Yazılar/alını
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)