4 Ocak 2011 Salı

sevmiyorum seni

Şimdi benim buzdan bir döşekte

Üç büklüm olmuş zavallı sevdam,

Üşüyorsa ölesiye yalnızlıktan;

Bil ki senin hep böyle güvensiz,Yaşamdan korkar oluşundan.


İşte bunun için sevmiyorum seni.



Şimdi benim bir han avlusunda

Hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,

Soluyorsa başı önde yorgunluktan;

Bil ki senin hep böyle umarsız,
Yarını göze alamayışından.


İşte bunun için sevmeyeceğim seni.



Metin Altıok


BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Her yer olabilecek bir kuytulu...kta
Bir kadın vardı bir balkonda
Sesinde yaralı bir gül olan
...Hayat ve mevsimler aynı şeydi
Uyku kadar derin bir suda boğulurken
İlkbahar kekeleyerek geldi
Kırık çocuk gülüşlerinden
Deniz oracıktaydı ve buğusu
Eriyorken havada sesler
Herşeyin bir büyü oluşturduğu
Gizemli kokular ve gülüşler
Beni bir yaza gömdülerdi
bir zaman Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde
____ATAOL BEHRAMOĞLU___

3 Ocak 2011 Pazartesi

DEVRİM

Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Kim bilir nereye varmışlığımız
...Bir av sonu ağırlayan gözlerim
Seni anmak öyle kolay değildir
Denizler: biraz çocuk kalmışlığımız

Bir gülün açılması devrimdir
Bildiğin anladığın bir devrim
Gecede bir bozkır kalmışlığımız
Bakışları ağırlayan seslerim
Sana bakmamak öyle kolay değildir
Simgeler: en çocuk yanlışlığımız

HİLMİ YAVUZ

KARANFİL

demek geldin

çoktandır hiçbir yerdeydin

ne kadar değişmemişsin

ellerin ne kadar kalabalık

gözlerin ne kadar ansızın

seni böyle değişmemiş görmedim hiç

demek geldin



bu kent burada her zamanki ilkesizliğini yaşıyor

bir çarşı her gün ölüp ölüp diriliyor

radyoda iyi ayarlanmamış bir istasyon

gibi insanın sinirine dokunan sesiyle

bu kent burada her zamanki ilkesizliğini

demek geldin

çoktandır hiçbiryerdeydin





sen denize bakıyorsun ya

ben sana aşkları anlatmak istiyorum

unutulmuş masalları

unutulmuş masallardaki aşkları anlatmak istiyorum

sen denize yürüyorsun ya

ben sana herkesten önce özgür olmak için

mahkum ranzalarındaki çentiklerden çalıp

kendi çentiklerime kattıklarımı

anlatmak istiyorum

çarpıp duran bir pencere kanadı gibi

çarpan kalbimi

sen denize gömülüyorsun ya

bir karanfil kalıyor

girdabında



SALİH BOLAT

MOR

Aşkınlığın gizli kafesinde barınan nedir,
tortulaşmadan, kaskatı?
Rüzgarın sürüklediği
ışıksızlık diliminde bizi birleştiren ortak çağrışım?
...Bir ölünün sesi yoktur oysa, bize ulaşacak.
Ama nedir, en sağır böğrüme saplanan bu sancı?
Ya şimdi, ona doğru uzattığımız el kadar güneş?
Upuzun bir şahin geçiyor üzerimizden,
göğe doğru alçalarak.
Akşamın basamaklarına yönelirken,
gökte mürekkep balığı.

ENİS BATUR

ELOĞLU

Eloğlu binlik bozdurur
Ben bozduramam

...Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur
Ben uyuyamam

Eloğlu sofrasında dokuz türlü
Benim aç yattığım olur bazen

Benim evim gecekondu
Eloğlunda apartıman

Eloğlunda ince müzik
Benimkisi aman aman

Benim kuru başım bana yeter
Eloğlunda karı kızan

Ben keçileri kaybettim
Eloğlunda usta çoban

Bu soyadı bana haram

METİN ELOĞLU

YORGUN DEĞİLİM

Yorgun değilim,
seni beklemekten,seni düşlemekten,geçen günlerden,
yeniden başlasam da bir başka yenilgiye.

Yorgun değilim,
ne aşktan,ne dostluktan,ne de ölümden,
geceye gözlerimi açarak bakıyorum.

Yorgun değilim,
ne acıdan,ne umuttan,ne de korkudan,
sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum.

Yorgun değilim,
ne geçmişten,ne şimdiden,ne de gelecekten;
bir yanlızlığım vardı,gittikçe aşıyorum.

ÖZDEMİR İNCE